Karman çorman bulduğum yere yazıyorum, nasılsa Barış Hocam bir süre sonra başlığın genel temasına sadık kalmak adına olaya el atar .
Bu arada bir dahaki seyahat planım için 'Teknikler' başlığına göz diktim.
|
|
Eylül 07, 2010, 12:53:22 ÖS
|
|||
|
|||
| Duyurular: Bu forum Torii Dojo Türkiye Aikikai Aikido Ankara forumudur. Aikido ile ilgilenen herkese dojomuz ve forumumuz açıktır. |
| Ana Sayfa | Yardım | Üyeler | Giriş Yap | Kayıt |
|
1
: Ağustos 28, 2010, 06:30:52 ÖS
|
||
| Başlatan Özgür Sönmez - Son mesaj Gönderen: _kivircik_ | ||
|
Hocam ben daldan dala atlamak konusunda sabıkalısıyım bu forumun, koskoca bir 'Geliyor, geliyor,Homma Sensei geliyor' başlığını Italya masasına meze yapmışlığım var.
Karman çorman bulduğum yere yazıyorum, nasılsa Barış Hocam bir süre sonra başlığın genel temasına sadık kalmak adına olaya el atar . Bu arada bir dahaki seyahat planım için 'Teknikler' başlığına göz diktim. |
||
|
2
: Ağustos 28, 2010, 03:29:17 ÖS
|
||
| Başlatan Özgür Sönmez - Son mesaj Gönderen: Ersin Öztürk | ||
|
felsefeye mi girdik videoda mıydık... hımmm konu konuyu mu açtı ne... derin olmuş vesselam.
![]() |
||
|
3
: Ağustos 28, 2010, 10:27:54 ÖÖ
|
||
| Başlatan Özgür Sönmez - Son mesaj Gönderen: Özgür Sönmez | ||
|
Sevgili _kivircik_;
Belki de tüm sorunların çözümü budur. Yazdıklarını okuyunca bir animasyon filminde geçen bir replik aklıma geldi: Alıntı The past is history; the future is a mystery; the present is a gift "Geçmiş tarihte kaldı, gelecek bir muamma, bugün bir hediyedir sakın bunu unutma" şeklinde çevrilebilir. Teşekkürler. Sevgiler. |
||
|
4
: Ağustos 27, 2010, 05:42:06 ÖS
|
||
| Başlatan Özgür Sönmez - Son mesaj Gönderen: _kivircik_ | ||
|
Shakespeare dizeleri kadar tiyatral olmasa da, sanırım bahsi geçen mevzu nam-ı diğer 'carpe diem'. İngilizce'ye 'seize the day' ,Türkçeye 'Anı yaşa' şeklinde çevrilen, bir takım yapay zekalının 'Issız Adam' filminin altındaki felsefe zannederek (!) 'hızlı yaşa genç öl cesedin yakışıklı olsun' gibisinden alternatif bir zihniyete mâl ettiği, aslında oldukça iyimser ve ' şimdi değil de ne zaman,ya hep ya hiç vb.' motivasyonunda ,zamanın öğütücülüğüne atıfta bulunarak hayallerimize randevu verdiğimiz geleceğin aslında sandığımız kadar uçsuz bucaksız olmadığını gözümüze sokmayı hedefleyen bir düşünce şekli.(korkarım kısa cümlelere alerjim var)
Sinema hafızam beni yanıltmıyorsa, 'carpe diem' popüler kültürün hizmetine Robin Williams'ın efsane bir edebiyat öğretmenini canlandırdığı Ölü Ozanlar Derneği (Dead Poets Society) filminde, Williams'ın bir grup süt çocuğu elemanın dünya görüşünü değiştirmesiyle gelmişti. Tek bir film üzerinden belirtmek pek kapsamlı sayılmasa da ,'Yapmadığım bir şey için pişman olacağına yaptığın birşey için pişman ol' gibisinden rengi değişebilen bir düşünce yapısı olsa da , filmdeki çocuklardan biri carpe diem ayağına kız meselesinden hayatının dayağını yese de (ne yazık ki filmde aikido yoktu) ,makul hayalleri olan bir insan için ( 6 yaşında Leon u izleyip tetikçi olmaya karar vererek ailesine travma yaşatan bir velet olmaktan sabıkalıysanız- geçiniz) 'carpe diem' moral ve/veya kafa bozukluğuna iyi gelebilen, insanı enerjik ve girişimci olmaya teşvik eden,anlayanı ve ayarını bileni mutlu eden sevimli bir ' oturmaya mı geldik' sloganı... Ben oturmuş şu satırları yazarken, bizim grup da derste olsa gerek.Darısı başıma.. Görüşmek üzere. |
||
|
5
: Ağustos 27, 2010, 04:20:16 ÖS
|
||
| Başlatan Özgür Sönmez - Son mesaj Gönderen: Özgür Sönmez | ||
|
Sevgili Barış Senseim;
Shakespeare, 'hamlet'te hamlete şunu söyletir (yanlış hatırlıyor olabilirim..yok hatırlayamadım.. bi google'a sorup geliyim..)Alıntı sahibi: Hamlet, W. Shakespeare Yapmak istediğimiz şeyi yapmak istediğimiz anda yapmalıyız çünkü bu "istemek" değişebilir gönülsüzlük, gecikmeler girer işin içine insanın dili, eli girer, durumlar değişir. "Yapmalıyız"a gelince iç çekişte ölçüyü kaçırmaya benzer rahatlatışı rahatsızlığa dönüşebilir Biraz düşününce..gerçekten öyle..ne zaman niyetlendiğim bir şey olsa, niyetlenmenin verdiği sahte umut duygusuyla oyalanarak niyetimi gerçekleştirmekten geri kalmışımdır. Yani iç çekişte ölçüyü kaçırmışımdır... ![]() Sevgili senseim, daha fazla yaşamış değilim ama herhalde bu hayatta en zor şey insanın kendini değiştirmesi olsa gerek.. ![]() E bakın..Shakespeare bile metninde "yapmalıyız demiş": Alıntı ...yapmak istediğimiz şeyi yapmak istediğimiz anda yapmalıyız... Not: içim rahatladı yahu.. ![]() Sevgiler ![]() |
||
|
6
: Ağustos 27, 2010, 03:47:02 ÖS
|
||
| Başlatan Özgür Sönmez - Son mesaj Gönderen: Özgür Sönmez | ||
|
Sevgili Ersin Senpaim;
Cevabınızı görünce çok sevindim. Temenninize de sonuna kadar katılıyorum. Keşke bütün insanlar denemekten korkmaksızın yaşayabilseler..öyle mutlu olurlardı ki..Keşke insanın hayatında hiç keşkelere yer olmasa(bu paradoks oldu galiba..tıpkı hayat gibi). Diğer insanların nasıl hayatları vardır bilmiyorum ama sanırım herkesin 'keşke..' dediği bir şeyler vardır. Çok duygulandım.. ![]() Bir şiirimi paylaşmak istiyorum..izninizle: Hayalin Sükûtu Düğüm düğüm olmuşsa gözyaşların Göğsüne yasla başını Derin derin soluk al Nabzını dinle mesela Bak nasıl atıyor sen atmasan da inatla Diyelim solumuyor yüreğin vurmasına vuruyor belki ve belki işliyor da ama.. Yaşamaya vur ölümü Tuzla buz olur o zaman ölüm de yaşamaya vurur çünkü Ve yine.. bu sefer demeyelim Mutlu şarkılar söyle Neşeyle uzansın avuçlarına zaman Yaşa ama geriye bakmadan Çünkü aslında hayalin sükûtudur o hep başımızdan geçip ayağımıza dolanan yılan. Dileğin Özgürlüğü Sevgiler ![]() |
||
|
7
: Ağustos 27, 2010, 03:20:26 ÖS
|
||
| Başlatan Özgür Sönmez - Son mesaj Gönderen: Ersin Öztürk | ||
|
Sevgili Özgür;
Öncelikle Paul Estridge' e böyle bir hikaye ürettiği için, sonra da (ama özellikle) sana çok teşekkür ederim bizimle paylaştığın için. Cidden çok güzel bir öykü. Umarım başkaları yapamayacağımızı söylediği için, istediğimiz ama denemediğimiz, çok az şey olur hayatımızda. |
||
|
8
: Ağustos 27, 2010, 03:06:32 ÖS
|
||
| Başlatan bberktas - Son mesaj Gönderen: Ersin Öztürk | ||
|
Bu arada eklemek iserim ki "ganseki otoshi" isimli bir teknik Judo da da var ve müsabakalarda çok sık denenen tekniklerden biri... Yok hayır Aikidodakine hiç benzemiyor.
Ah.. unutmadan bu ve bir önceki gönderimdekilerin tamamı kişisel görüşlerim tabi ki...ama bana evrensel gerçeklermiş gibi geldiğini de itiraf etmek isterim. |
||
|
9
: Ağustos 27, 2010, 02:56:38 ÖS
|
||
| Başlatan bberktas - Son mesaj Gönderen: Ersin Öztürk | ||
|
Bu tekniğin videosunu gördüm... siyah beyaz zırt diye başlayıp biten, Saito Shihan'ın bir görüntüsü idi. Bana da çok ilginç gelmişti. Yapmayı da denedim. Tekniği yapan için hiçbir zorluğu yok ve eğer girişi düzgün yapılırsa güç de gerektirmiyor ( yani çok fazla güç gerektirmiyor)... ama uke için durum farklı; oldukça iyi ve dikkatli olması gerekli bence. Bu tekniği çalışmanın tehlikeli olup olmadığı hakkındaki düşüncem ise, kolu alıp sırtımızı dönerek yaptığımız Koshinage ler kadar tehlikeli olduğunu sanmıyorum. Nage tekniğe düzgün girer Uke de gerekli uyum ve beceriyi gösterebilirse bence hiçbir sorun yok. Aksi taktirde tehlikeli olmayan herhangi bir teknik de yok diye düşünüyorum.
O Sensei her öğrencisine tüm teknikleri öğrettimi? Hiç sanmıyorum. Her öğrencisi, öğrendiği tüm teknikleri günümüze aktardı mı? Belki... Ama onun öğrecilerinin birbirlerine de faydalı ve yardımcı olarak teknikleri paylaşarak zengin repertuarlara sahip olduklarını düşünüyorum. Belirli bir düzeye ulaşmış olan Aikido yolcuları ( Örn. Ali Hoca 5.Dan seviyesine geldiğinde) kendi hocalarından öğrendiklerini daha da geliştirip zenginleştirmek için çalışabiliyorlar. Bu harika birşey bence. Ama zamanlaması önemli. Artık hocandan alabileceğin hiçbirşey kalmadığında çıkılabilecek bir yolculuk olduğuna inanıyorum. Aksi taktirde, kişinin sığlığını genişletmekten başka hiçbir işe yaramayacağından eminim. Judo ile Aikido arasındaki benzerlik ya da benzer olmama durumu tamamen bakış açısı ile ilgili bence. Şöyle ki, her iki sanat da dışarıdan bakılınca bir boğuşma görüntüsü oluşturuyor, her ikisinde de kırış ve kilitler mevcut, her ikisinde de çeşitli fırlatmalar var. Ama şu var ki, tüm bu benzer işlerin yapılışındaki temel prensipler tamamen birbirinden farklı. Judo teknikleri yapılırken de gerekli minimum güç kullanılır ve fakat bir çok judo tekniği, yapılırken kullandığınız gücü ne kadar artırırsanız o kadar daha etkili hale gelir. Oysa Aikido tekniği için bu prensip tam tersine işlemektedir. Judo teknikleri yapılırken öncelikle kendi gücünüz ve vücut ağırlığınızı kullanısınız. Oysa Aikido tekniği için karşı tarafın enstrümanlarından faydalanılmaktadır. İyi Judo için güçlü kuvvetli ve dengeli bir ağırlığa sahip olmak gereklidir. Oysa iyi Aikido için sadece iyi Ai yeterlidir. Sanırım Judoculuktan Aikidoculuğa geçmenin hiçbir sakıncası olmaması gerekir. Ama Aikido ile Judo yu birbirine sokmamak kaydı ile tabi. Ben bu durumu şuna benzetiyorum... Flüt çalmayı çok seven bir müzisyen düşünün, gayet iyi flüt çalan bir müzisyen; bu arkadaşımız hayatının bir döneminde (benzetmeyi kuvvetlendirmek için bu dönemi, müzisyenimizin ciğerlerinin yıpranması nedeni ile artık iyi flüt çalamadığı bir dönem olarak tanımlayalım) keman çalmaya merak sarar. Bunda tuhaf olan hiçbirşey olamaz. Adam müzik seviyor, neden tuhaf olsun ki? Ama bu arkadaş ne zaman ki kemanın sapını ağzına götürüp üflemeye başlar, ve bu alet aslında böyle çalınır diye de ahkam kesmeye kalkar; işte o zaman konuyu bilenler açısından tuhaflık başlamış olur. |
||
|
10
: Ağustos 26, 2010, 08:18:23 ÖÖ
|
||
| Başlatan Özgür Sönmez - Son mesaj Gönderen: BarisKilichan | ||
|
Kaleye doğru top koştururken kaleyi düşünmemek gerekiyormuş kesinlikle... |
||